İçeriğe geç

Anne With An E — Pozitif Enerji Deposu

Uzun zaman ara verdikten sonra son zamanlarda izlediğim ve içimi pozitif enerjiyle doldurduğu halde, her bölümünde beni ağlatmayı başaran bir diziden bahsederek geri dönüyorum.💕

Anne Shirley

Anne with an E, Kanada-ABD ortak yapımı 2017’de başlayıp 2019’da maalesef bütçe kesintisi sebebiyle final yaptığı belirtilen, Kanada’da çekilen tatlı bir dram dizisi. 3 sezon süren dizi, toplamda 40-50 dakika kadar süren 27 bölümden oluşuyor. IMDb üzerinden aldığı 8.7 puanı ise bence dizinin hakkını vermiyor.

Dizinin yaratıcısı olarak Moira Walley-Beckett olsa da dizi daha önceden de birçok sefer ekrana yansıtılmış hatta animesi dahi bulunuyor.. Fakat bunlar asıl kaynağı Lucy Maud Montgomery’nin 1908’de yazdığı çocuk edebiyatı eserlerinden Anne of Green Gables adlı hikayesi oluyor. Kitabı hakkında pek bilgi veremiyorum, 2020 itibariyle çevirisi yapılmış fakat ben daha okuma fırsatı bulamadım, en kısa zamanda okumak istiyorum..

Oyuncularına baktığımız zaman; Amybeth McNulty(Anne Shirley), Lucas Jade Zumann(Gilbert Blythe), Dalila Bela (Diana Barry), Cory Grüter-Andrew(Cole Mackenzie), Aymeric Jett Montaz (Jerry Baynard) gibi çocuk oyuncuların yanı sıra Geraldine James(Marilla Cuthbert) R. H. Thomson(Matthew Cuthbert) Corrine Koslo(Rachel Lynde) gibi olgun oyuncular da bulunuyor. Çocuk ve yetişkin olarak ayırdığıma bakmayın, en az yetişkin ve tecrübeli oyuncular kadar başarılı çocuk oyuncuları izleyebileceğiniz nadir dizilerden..

Gilbert ve Anne

Dizinin konusu hem hüzünlü hem huzur verici; 1890’larda Kanada’nın Prince Edward Adası’ndaki Green Gables kasabasında yaşayan, hiç evlenmemiş kardeşler Marilla ve Matthew Cuthbert, artık yaşlandıkları için ev ve çiftlik işlerine yardımcı olabilecek bir erkek çocuk evlatlık almak ister. Bu noktada evlerine gelen hayal gücü geniş, okumayı ve konuşmayı çok seven 12 yaşlarında sevimli bir kız çocuğu olan Anne ile karşılaştıklarında geri göndermek isteseler de olaylar düşündüklerinden çok farklı gelişecektir.

Anne, ailesini trajik bir şekilde kaybetmiş, kimsesiz bir kız olarak geldiği Green Gables’ta, karşılaştığı tüm zorlukların üstesinden gelmek için çabalayarak kendini kabul ettirmek ile cebelleşirken, büyüme sancılarıyla da baş etmek zorundadır.

Anne’in yeni evinde ebeveynlerinden biri olan Marilla; ağırbaşlı ve sert bir karakterdir, aynı zamanda oldukça merhametli ve bulundukları döneme göre açık görüşlüdür. Aynı evde diğer ebeveyni olan Marilla’nın kardeşi Matthew ise oldukça şefkatli, sevgi dolu, aynı zamanda biraz çekingen ve sessiz biri olarak karşımıza çıkar. Her ne kadar sakin biri olsa da Anne’in haklarını elinden geldiği kadar korur ve arkasında durmaya çalışır. Çiftliğin işlerinde yardımcı olan Jerry ise çalışkan olduğu kadar rahat ve güvenilir bir arkadaş imajı çizer.

Anne’nin Green Gables’ta tanıştığı ilk arkadaşı Diana ise dönemin şartlarına uygun bir hanımefendi, akıllı ve sadık bir arkadaştır. Kendisine söylenen her kurala uyan, sorunsuz bir karakter olarak görünse de Anne’in özgür ruhundan büyük ölçüde etkilenir. Arkadaşlarından bazıları iyi, bazıları pek iyi olmamakla birlikte dizide ana rollerde olan, benim çokça sevdiğim, bence Anne kadar iyi yazılmış bir karakter Gilbert Blythe isimli arkadaşı ise köpek yavrusu gözleriyle, naifliği, olgunluğu ve efendiliğiyle insanda yanaklarını sıkma, kafasını okşama isteği uyandıran bir karakterdir. Dizinin ilk bölümlerinden itibaren aralarında bir kıvılcım olduğunu hissettiğimiz bu ikili benim dizideki favori çiftimdi. 2. sezonda tanıştığımız Cole ise başarılı, resim konusunda yetenekli, çekingen ve sessiz tavrıyla, diğerlerinden farklı olmasıyla hemen Anne için özel bir yere sahip olur.

Cole Mackenzie

Öncelikle oyunculukların, çocuk olmalarına rağmen(ortalama 15 yaşlarında), ne kadar gerçekçi ve izlediğimiz birçok yetişkinden daha içe işleyen bir yapısı olduğunu belirtmeliyim. O kadar başarılı ki çok yüksek bir oranda duyguyu izleyiciye geçirdikleri için kendimi her bölüm bazen ağlarken bazen gülümserken yakaladım. İnsanı derinden etkiliyor ve bu bence oyuncuların kalitesinden kaynaklanıyor. Karakterlerin başarılı yazılmasının yanı sıra gelişmeleri de o kadar doğal gerçekleşiyor ki karşı komşunuzun çocukları gözünüzün önünde büyüyor gibi hissediyorsunuz. Üç sezon boyunca çocuk oyuncuların hem fiziksel gelişimlerine hem oyunculuk yeteneklerinin gelişimini görmek çok doyurucuydu. Zaten Amybeth McNulty bu rolü o kadar başarılı bir şekilde sırtlanmış ki yerine başkasını düşünmek bile imkansız gibi geliyor. Doğallığıyla, enerjisiyle, karakter ile uyumuyla kendisinin de Anne gibi olduğunu söyleyebiliriz. Minik bir eleştiri yapmam gerekirse bazen Anne karakterinin yükselmeleri abartılmış ve gerçeklikten uzaklaşılmış gibiydi. ‘Yok artık kim böyle konuşur’ gibi düşünceler olabilir ama dizi sonuçta diyerek izlemenizi öneririm. 🙂

Diana Barry

19. yüzyılın sonlarını ele alan bir dönem dizisi olması ile beni başından itibaren büyüledi. Dizinin Kanada’da çekiliyor olması da görsel olarak fazla fazla taatmin olmamı sağladı. Dönemin yaşam koşullarını, kıyafetlerini, işleyişini yansıtmanın yanı sıra insana bakışını ve düşünce yapısını da çok başarılı bir şekilde ele almışlar.. Yeşili, doğa çekimleri, ormanı, manzarası ile eski küçük evleri ve dönem kıyafetleri ile size zamanda yolculuk yaptıracağını garanti edebilirim.

Konu olarak aslında çocuk filmi gibi görünmesine rağmen insan hakları, feminizm ırkçılık, LGBTQ, özgürlük gibi hassas konular ile ilgili çok başarılı mesajları bulunan dizi, bir yandan duygularımıza hitap ederken diğer yandan düşüncelerimizde ufak da olsa bir değişime gitmeye çalışıyor fakat bu sırada naifliği de elden bırakmıyor.. Ayrıca aşkı, ebeveynliği, aileyi, arkadaşlığı ve aklınıza gelebilecek birçok duyguyu işleyen dizide, çocuklardan ne çok şey öğrenebileceğimizi de kanıtlıyor.

Anne Shirley

Dizinin olumsuz neredeyse hiçbir sahne barındırmıyor olması Netflix’te her yaş grubu için keyifle izlenebilecek bir aile dizisi olduğunu düşündürüyor fakat Netflix diziye 13 yaş sınırlaması getirmiş. Açıkçası Anne’in geçmişte yaşadığı bazı olaylar ile birkaç diyaloğu saymazsak ben 7’den 70’e izlenmesi uygundur derdim, bu yaş sınırlamasını anlayamadım.. Bence her yaşa uygun ve sıkıcı olmayan dizi bulmak bu zamanda, bu kadar zorken Anne with an E dizisi ailece izleyebileceğimiz nadir dizilerden gibi geliyor.. Hem öğretici, hem düşündürücü hem de severek merakla izlenecek bir dizi.

Fakat dizi hakkında bunca güzel yoruma rağmen bir uyarı yapmadan da geçemeyeceğim. Pozitif bir enerji vermesine rağmen öyle sahneler ve durumlarla karşılaşılıyor ki, bu durumlarda özellikle kaygı bozukluğu ya da panik atak gibi bir durumunuz varsa, dizinin rahatsızlık da verebileceğini söyleyebilirim. Çünkü tüm olaylar mutlu bir şekilde sonlanmayabiliyor ya da mutlu sonlansa bile o sonuca ulaşana kadar yaşanan durumlar huzursuzluk verici olabiliyor. Anne’in ve ebeveynlerinin geçmişi, duygu yoğunluğu fazlasıylaa yaşanan olaylar izleyiciye yüksek miktarda geçtiği için hassas bünyeleri kolaylıkla etkileyebilir.. Nerden biliyorum derseniz, kaygı bozukluğu ile mücadele etmiş biri olarak bazı noktalarda gerilmiş olabilirim 🙈

Miss Stacey

Anne with an E, sürükleyici ve keyifli 3 sezonun sonunda bütçe sebebiyle final yapmak zorunda kaldı ve spoiler vermeden yorumlamak gerekirse, bana kalırsa tatmin edici bir final sunmayı başaramadı. Bu sebeptendir ki tüm hayranları dizinin devam etmesi için deyim yerindeyse çırpınıyor. Açıkçası benim de gönlümden geçen, dizi içindeki birçok durumun nihayete erdiği ve soru işaretlerinin giderildiği bir sezon daha devam ettirilmesidir. Fakat bu çabalar sonuçsuz kalacak gibi görünüyor, yakın tarihte dizinin 4. sezon gibi bir durum olmadığı açıkça belirtilmiş.

Spoiler İçerir…

Dizinin ilk sezonunda Anne ve bulunduğu yere alışma çabasını izlerken karakterleri de tanıyoruz. Anne dış görüntüsünden rahatsız ve bunu açıkça görebiliyoruz kızıl saçları ve çilleri sebebiyle çirkin olduğunu ve sevilmeye layık olmadığını düşünüyor. Önce buna anlam verememiş olsam da (çiller ve kızıl saç bence müthiş duruyor çünkü) dönem şartlarını göz önüne aldığımızda insanların farklılıklara ne kadar tahammülsüz olduğunu görebiliyoruz. O zamanlar bazı normal durumların kabul edilmeyişi, bazı anormal durumların ise nasıl kabul gördüğüne şaşırabilirsiniz. Prissy(öğrenci) ile öğretmeninin ilişkisi normal karşılanırken, ben bir öğretmen olarak saçımı başımı yoldum izlerken 😅

İlk sezon boyunca ön planda tutulan kadın ve erkeğin toplumdaki yerinin sorgulandığı, sınıf farkları sebebiyle Anne’in yaşadığı zorluklar , Marilla’nın Anne ile anlaşma ve bir çocuğun sorumluluğunu üstlenme çabası, Matthew’un sessiz sedasız kimliğinin yanında, Anne için nasıl koruyucu bir yapıya büründüğüne tanık oluyoruz. Tüm bu gelgitler yaşanırken karakterlere kızıp ‘onu neden öyle yaptın aptal, niye öyle söyledin, neden gitmesine izin verdin’ gibi cümleler kurabilirsiniz 🙂

Andrews Ailesi

2. sezon benim için en az keyif aldığım sezondu, çünkü Gilbert uzaklarda bir gemideydi ve sezonun ortasında geri döndüğünde Anne ile iletişimleri çok azdı, Anne ve Gilbert arasındaki sahneleri çok sevdiğim için ikinci sezonda ilk beş bölümde yavaş ilerledim diyebilirim.

Sebastian Lacroix

Daha çok Gilbert’ın gemide beraber çalıştığı yeni siyahi arkadaşı Sebastian’ı getirmesiyle birlikte ırkçılığa karşı durulması, Cole karakteri ile -ki ikinci sezonun favori karakterleriydi benim için- eşcinselliğin toplumda kabul görmesi konusuna da değinildi. Bu iki sezon boyunca sinirimi bozan Josie karakterine neden kimsenin hiçbir şey söylemediğini düşünüp sinirlenip durdum. Hem zorbalık yapıyor hem yanına kar kalıyor diye düşünürken son sezonda bir miktar daha dizginlendiğini görmek içime biraz su serpti. İkinci sezonda Avonlea’den altın çıkaracağını iddia eden sahtekar pansiyonerlerden Mr. Dunlop iyi biri olmak için çabalarken diğer sahtekarı ellerinden kaçırıp onu hapse göndermelerine deli oldum. Bu dizi bana bazen iyi olanı yaptığında da cezalandırılabildiğini gösterdi..

Mr. Dunlop (Pansiyonerlerden biri)

Son sezonda güzel ilerlemesine rağmen, hatta yeni öğretmen Miss Stacey ile feminizme, Anne’in bedeniyle barışmasıyla beden olumlamaya kadar çok güzel konular ele alınmışsa da maalesef 3. sezon çok havada kaldı gibi geldi bana. Açıkçası bu sezonda tüm olayların toparlanmasını beklemiştim. Fakat beklenmeyen iptal kararı ile apar topar bir son bölüm çekilmiş gibiydi..

Son sezonda kitapta bulunmayan Ka’kwet karakteri ile etnik farklılıkların asimile edilmesine değinildiğinde aklıma Çin’deki Uygur Türklerinin yaşadıkları gelince, çok içselleştirdiğim için sanırım, fazlasıyla etkilendim. Ka’kwet karakteri de gerçek olaylara dayanarak ortaya çıkarılmış ve bu asimilasyon politikasından Kanada’da ancak 1996’da vazgeçilmiş. İnsanlık için büyük bir utanç kaynağı..

Ka’kwet

Dizi finali ile ilgili aklımda o kadar çok soru işareti kaldı ki, son bölümler beni tatmin etmeye yetmedi. Mesela Ka’kwet’in okuldaki son durumu ne oldu? Ailesi çocuklarını o okuldan alabildi mi? Prissy’nin sırf kız olduğu için babasının şirketinde söz hakkı olmayacaktı, babasıyla konuştuktan sonra hisseleri yönetmeye başlayabildi mi? Heyete yapılan baskı sonucunda, heyetteki kadın üye sayısı bir iken dört olduama o kadınlar kim ya da alınabildi mi gerçekten ya da karşısındaki erkek egemenliğine karşı çıkabildiler mi? Mesela Rachel o pislik heriflerin karşısında durup, masaya yumruğunu vurabildi mi (mecazi anlamda 😁).. Kızlar üniversite için kaldıkları evin kurallarına uyabildi mi? Anlaşmak pek mümkün değil gibi gözüken ev sahibiyle anlaşabildiler mi? Miss Stacey ve Sebastian arasında bir ilişki filizleniyor gibiydi, yakınlaştılar ama birliktelikleri oldu mu (bence olmamalı) yoksa arkadaş mı kaldılar? Cole hayatından memnundu son gördüğümüzde ama ama kendine uygun birini bulabildi mi ya da hayatı ne yöne evrildi ya da hiç aşık oldu mu?

Jerry Baynard

Diana’nın Jerry ile zaman geçirip umut vermesinin ardından Jerry’e karşı davranışlarının çok kaba bir şekilde değişmesi ve o şekilde terk etmesi yakışmıyordu karaktere, bunu da düzgün bir şekilde sonuca bağlayamadılar bence. Anne ve Gilbert çiftini bu kadar uzun süre bekletmek de gereksizdi, anlamsız şanssızlıklar serisiyle en son sahneye kadar bekletmek beni rahatsız etti, çift olarak görmek istediğim için belki de.. Bir de o kadar katı kuralların bulunduğu, dar görüşlü bir ortamda, Josie ve Billy birbirini öptü diye sadece kızın adı çıkarılmışken Anne ve Gilbert nasıl herkesin içinde öpüşebildiler onu pek anlayamadım. Yine de bir araya gelme anları çok zarifti, çiftin dinamiği ve kimyası uyuştuğundan olsa gerek izlerken çok keyif aldım, sadece bu çifti daha çok birlikte görmek isterdim..

Anne ve Gilbert

Kitabında çocukların gelecekleri ile ilgili bilgiler de bulunuyormuş aslında, örneğin Anne gelecekte öğretmen olmuş ama biz dizide karakterlerin geleceklerini göremiyoruz, Harry Potter filminin son sahnesindeki gibi bir ‘yıllar sonra’ bölümü aradı gözlerim 🙂 Son değineceğim nokta; Anne İskoç olduğunu son dakikada öğreniyor fakat bu da tüm sezon aranıp son anda şak diye bulunabilecek bir bilgi olmadığından yine aceleye getirilmiş hissi uyandırdı bende. Sizin de merak ettiğiniz noktalar varsa bana yazabilirsiniz ya da bu sorular içinden cevabını bildikleriniz varsa beni de aydınlatırsanız çok sevinirim. 🙂

Gereksiz Bilgiler

Ben diziyi sadece İngilizce altyazılı izlememe rağmen, araştırdığımda bazı kaynaklarda Türkçe dublajının da çok başarılı olduğunu öğrendim, bu yüzden denedim ve diğer dizilelre kıyasladığımda daha başarılı olduğunu fark ettim, o yüzden altyazılı izleyemeyenler için Türkçe seslendirme seçeneği de uygundur.

İngilizce konusunda kendini daha da geliştirmek isteyenler için başarılı olabilecek bir dizi olduğunu düşünüyorum, kullanılan cümleler kitaplardan alıntılar ve yeni kelimelerle, hem kelime dağarcığını genişletir hem de farklı kalıpları öğrenmeye yardımcı olabilir..

Dizinin ilk sezonundaki her bölümün adı ‘Jane Eyre’ romanından, ikinci sezondaki her bölümün adı ‘Middlemarch’tan, son sezondaki her bölümün adı ise ‘Frankenstein’ romanından bir alıntıdır.

Kanada versiyonu-Amerika versiyonu

Kanadalı fanlar dizideki Anne karakterinin oyuncusu Amybeth’in Amerika’da yayınlanan fazla shoplanmış bir fotoğrafının tanıtım afişinde görmesiyle rahatsızlıklarını dile getirmişler. Gözleri ve dişleri parlatılmış çiller azaltılmış saçlar düzeltilmiş ve bu fotoğrafın asıl çekeni olan Caitlin Cronenberg bile fotoğrafı fark ettiğinde tüm bu rütuşların gereksiz olduğunu bu kadar muhteşemliğe gerek olmadığını belirtmiş. Kesinlikle savunduğu tüm tezlerin tam karşıtı bir davranış olarak fanların haklı olduğunu düşünüyorum.

Anne, kitapların başında 11 yaşındaymış fakat dizide sorulduğunda 13 yaşında olduğunu söylüyor. Muhtemelen 15 yaşındaki Amybeth ile yaş uyumsuzluğunun önüne geçmek için böyle bir değişikliğe gidilmiş.

Reytingleri yüksek olmasına rağmen iptal edilen dizinin hayranları, Netflix’in diziyi devam ettirmesi için Twitter’da birlik oldu. #RenewAnnewithanE ile milyonlarca tweet atıldı. Yapımcılar başka şekillerde 4. sezonu çekmeye ya da sonunu bağlamak için bir film yapmaya çalıştılar ama başarılı olamadılar.

Son Olarak..

Matthew, Anne,Marilla

İleri seviye İngilizcenizi daha da ilerletmek, ailece keyifli vakit geçirmek, 19.yüzyıl Kanada havası solumak, hak-hukuk-eşitlik-özgürlük gibi insani konularda ilham almak ya da biraz bilinçlenmek, en basiti sürükleyici ve zaman kaybı olmayacak bir dizi izlemek istiyorsanız, hemen başlamanızı öneririm 🙂 Sonuca değil sürece odaklanarak izlerseniz zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız 🙂

Minik bir tavsiye: Duygusal bir yapınız varsa yanınızda mendil bulundurun 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: