İçeriğe geç

Ölümlü Dünya — Bir Ali Atay Filmi

Yerli filmlere rağbet artmasıyla birlikte arkadaşlarla toplanınca, hareketli eğlenceli bir film izleyelim diyerek Ali Atay’ın ikinci yönetmenlik tecrübesi olan Ölümlü Dünya filmini Netflix’ten açtık.. Peki iyi mi yaptık?

Mermer Ailesi

Ölümlü Dünya,107 dakikalık bir aksiyon komedi filmi. Aslında tür konusunda aile-suç komedisi de diyebiliriz. Filmin oyuncuları olarak Ahmet Mümtaz Taylan (Gazanfer), Alper Kul (Oktay), Sarp Apak (Serhan), İrem Sak (Begüm), Doğu Demirkol (Zafer), Feyyaz Yiğit (Serbest), Meltem Kaptan (Sevil), Mehmet Özgür (İlhami) ve Özgür Emre Yıldırım (Atakan) gibi isimlerle çok sağlam bir kadro bulunuyor. 2018 yılında vizyona giren film, IMDb üzerinden de 7.7 gibi yüksek bir puan almış..

Mermer Ailesi

Film hakkında hiç bilgisi olmayanlar için konuyu özetlememiz gerekirse; uzun yıllar boyunca Haydarpaşa Garı’nda Anadolu Tat-1071 Lokantası’nı işleten Mermer Ailesi, işinde oldukça başarılı 8 kişilik bir ailedir. Dışarıdan bakıldığında kendi yağında kavruldukları düşünülen aile, aslında dünya çapında bir organizasyon adına tetikçilik yapmaktadır.. Fakat organizasyon kurallarının ihlal edilmesiyle ailenin kimliği açığa çıktığında, bağlı bulundukları organizasyon tarafından hedef haline gelirler. Bu durumda, kendilerini kurtarmak için bir olan Mermer ailesi, bir kaçış planı hazırlar..

Aile Minibüsü

En dikkatimi çeken filmin yönetmenliği oldu, Limonata filminde başarısı yadsınamayan Ali Atay, ikinci denemesi olan bu filmde, kendini ne kadar geliştirdiğini kanıtladı. Zaten kaliteli bir mizahın içinden gelen Ali Atay, yerli aksiyon komedi türünde diyaloglarıyla, oyunculukları kullanışıyla işlediği temasıyla fark yaratıyor. Snatch tarzı bir filmin altından bu başarıyla kalkan Ali Atay, çekim açılarından, renklerine, aksiyon sahnelerinden, tek çekim detaylarına kadar büyük başarı göstermiş. Gerçekten güzel kareler görmek isterseniz mutlaka izlemelisiniz, hele ki obsesif bir yanınız varsa muhakkak izleyin derim 😀 Minik kompozisyon hatalarını saymazsak Ali Atay, bu filmde çıtasını oldukça yükseltmiş diyebiliriz..

Oyunculuğunu sorgulama gafletine düşmeyeceğimiz Ahmet Mümtaz Taylan tam bir aile babası olarak karşımıza çıkıyor. Söz dizisinden Agah olarak tanıdığım Mehmet Özgür, İlhami rolüyle sorumluluk sahibi, babanın sağ kolu olarak, sert görüntüsü göz önünde bulundurulduğunda zıt karakterlerle karşı karşıya getirilmesi, başarılı bir mizah malzemesi olarak kullanılmış.. Alper Kul ise Oktay rolü ile yine ailenin aklı başında bireyi olarak oyunculuğunun yanı sıra, başarılı sesi ve vurgu yeteneği kullanılarak karakter zenginleştirilmiş… Feyyaz Yiğit Çakmak (Serbest) ve Doğu Demirkol (Zafer) ailenin kafası çok iyi çalışmayan, esprilerin çoğunun üzerinden döndüğü filmin şapşal karakterleri olarak çok başarılıydı. Fakat minik bir öneride bulunabilseydim, Feyyaz Yiğit tek başına bu şapşal karakter rolünü çok rahat üstlenebileceği için, ikinci bir karaktere ihtiyaç olmadığını belirtmek isterdim. Meltem Kaplan ise Sevil rolünde, ailenin duygusal anaç kadını olarak çok yerinde bir tercih olurken, İrem Sak, sanırım senaryodaki zoraki bulunuşu ve iyi yazılmayayan Begüm karakteri sebebiyle rolünü pek de benimsememiş gibiydi..

Filmde bulunulan mekanlar çok başarılı, görüntüler de buna oranla başarılı görünüyor. Konu itibariyle Amerikanvari bir durumu has Türk bir aileye yerleştirmek, oldukça renkli bir hikaye ortaya çıkmasına vesile oluyor. Aile üyelerinin adam kaçırma, araçlı çatışmalar, baskınlar gibi standart aksiyon filmi sahnelerinde verdikleri tepkiler, filmdeki mizahın temelini oluşturuyor diyebiliriz..

Tarama Sahnesi

Espriler gerçekten an içinde oldukça komik ve kahkahalara boğuyor. Şunu da belirtmek isterim ki film boyunca sürekli kahkahalar atmıyoruz, hatta başlangıcı oldukça yavan diyebileceğim şekilde ilerlerken, filmin ortalarında hareketlenmelerle birlikte mizah da artıyor. İnsanı koltuktan düşüren cinsten komik olan, bana göre üç sahnesi vardı. Bunun dışında diyalogların aşırı gerçekçi ve yan masanızda birilerinden duyabileceğiniz türde olması da filme samimiyet katmıştı.

Biraz daha derin incelersek, hikaye akışı insanda merak hissi uyandırırken kopukluklar da aynı şekilde rahatsız ediyor. Kısa kısa skeçler izliyormuş hissiyatı uyandırıyor ve sanki yaşanan olaylar doğru düzgün bir yere bağlanamıyor. İçine düşülen durumlardan nasıl kurtulduklarını göremiyor olmak, sonradan düzelmiş olduğunu fark etmek, insanda o çözülme sahnesini de izleme isteği oluşturuyor. Bu kopukluk filmin zirve sahnesi olarak düşündüğüm büyük çatışma sahnesinde de karşımıza çıkınca bir hayal kırıklığı oluşuyor. Filmin yükselmesi gereken son sahnelerinde bir jenerik kapanışı görmek izleyicide düşüşe sebep oluyor. Aksiyon yarım kalıyor, hikaye bir sonuca ulaşmıyor, kendince samimi bir sahneyle bitirilmiş olsa da, ‘ne yani bu kadar mıydı, bu muydu’ deme ihtimaliniz çok yüksek. İkinci filme yeşil ışık yakılmış düşüncesiyle kendinizi avutabilirsiniz..

Serbest-Zafer-Oktay

Feyyaz Yiğit ve Doğu Demirkol’un şapşallıkları ve baskın karakterleri bir süre sonra izleyiciyi irrite edebiliyor çünkü sürekli aynı şeylerin tekrar edilmesi bıktırıyor. Gereksiz uzatılmış sahneler de aynı şekilde bazen saate bakıp bitmesine ne kadar kaldı diye söylenmenize sebep olabiliyor.

Her filmde olduğu gibi bu filmde de mantık hataları vardı ama çok ufak tefek olmaları ve bu filmin de “absürd komedi” alanında olması sebebiyle göz ardı edebildik.

Sarp Apak-İrem Sak

Filmin bana göre en olumsuz tarafı, gereksiz kullanılan küfürlerdi. Küfürle komik olmaya çalışmak gibi bir durum söz konusu değil. Fakat gerçekçi olmak amacıyla kullanılmış bile olsa, argo kelimeler ve küfürler, fazla kullanılarak kişiyi rahatsız edecek boyuta getirilmiş. Evet film zaten 15 yaş üstü için uygun olarak geçiyor, ama 15 yaş üstünü dahi bıktıracak miktarda kullanılmış. Ki günlük hayatında sıklıkla küfür kullanan biri olarak, beni bile rahatsız ettiyse, gerçekten ne kadar lüzumsuz olduğunu anlayabilirsiniz.

Filmin müzikleri için ayrı ayrı kesinlikle çok güzel demekle birlikte bir araya geldiklerinde çingene çadırı durumu yaşanıyor,en azından birbirine yakın türler kullanılsa bence daha hoş bir akış olabilirdi.

Spoiler İçerir..

Öncelikle unutmadan, filmin en başında düzenlenen bir doğum günü sahnesinde kullanılan ev, Aşkı Memnu’daki Bihter-Behlül buluşmalarının yapıldığı taş ev gibiydi 😀

Serbest

Filmdeki komik bulduğum sahnelerden, ilk olarak, otelde Serbest’in dayak yedikten sonra gelip o dayağı ailesiyle paylaşması, paylaşırken elinde tuttuğu yamuk paspası.. Gerçekten gözümden yaşlar akarken koltuktan düştüm, öyle etkiledi beni.. Dilime aylarca kullanabileceğim ‘çığlıklar.. yardım çığlıkları..‘ esprisini kazandırdı.

Sevil’in çok iyiyse cami yaptırsın incesi, Mermer Merve tamlaması, otelde işaret diliyle anlaşmaya çalışıp anlaşamamaları, minibüste tarama sahnesinde yaşanan atışmalar da çokça güldüğüm diğer sahnelerdi.

Bu oteldeki işaret diliyle anlaştıktan sonra yaşananlarla ilgili ufak bir noktadan bahsetmem gerekirse, çatışma çıktığında sanki oteldeki herkes bir anda ortadan kayboldu ve sadece organizasyon üyeleri ve Mermer ailesi kamış gibi çatışmaya girdiler. Oteldeki tüm insanların bir anda silinmesi gerçekçiliği azaltıp ‘nerede bu insanlar’ diye düşündürdü… Otelden birileri daha olaya dahil olsaydı, en azından danışma olsaydı, bence sahneyi daha da renklendirebilirlerdi.

Zafer

Tek çekim dövüş sahnesi çok çok çok başarılıydı, Güzelliğin Portresi filminde hoşuma gitmemiş olan aksiyon tek çekim sahnesine bu filmde bayıldım. Hem aksiyonu çok başarılı yansıtmış, hem de kafa karışıklığına ve bulanıklığa mahal vermemiş.

Mermer Kardeşler

Filmin sonunda da, bence oteldeki çatışma sahnesinde olduğu gibi kolaya kaçılmıştı. Odessa’ya kaçıp kaçamadıklarını göremememiz, çatışma sahnesinin jeneriklerle geçiştirilmiş olması bende, bütçenin yeterli olmadığı (gemi ve helikopter prodüksüyonu) ve masraftan kaçınıldığı (çatışma sahnesi çekim maliyeti) izlenimi oluşturdu. Film sonunda, baştaki amacımıza ulaşamamak beni bir miktar hayal kırıklığına uğrattı, ikinci film gelecek olsa bile, bu filmin bir yere bağlanamadığını hissettim.

Motorlu Kurye İşi

Daha önce de bahsettiğim sürekli tekrara düşme durumu, asansör sahnesinde yaşanarak çok uzatıldı. Keza tarama sahnesinde Sarp Apak ile Doğu Demirkol arasındaki tripleşme de fazlaca kendini tekrar etti, bunu fark etmişsinizdir. Ayrıca Serbest’in sürekli ani çıkışları da bir noktadan sonra açıkçası beni baymaya başladı.

Son Olarak..

Ben izlemeye başladığımda çok sıkıldım, sonra bir merakla izlemeye başladım, beni kendine çekti film. Daha sonra ise çokça gülerek filmi bitirdim. En sevdiğim filmler listesine girmez kesinlikle ama kötü veya çerezlik bir film kategorisine de sokmazdım.

Mermer Ailesi

Film kendi içinde bazı abartılar ve hırsların kurbanı olsa da, aylarca üzerinden geyik yapabileceğiniz diyalogları ve muhteşem çekim açılarıyla izlenmeyi hak ediyor. Beklentinizi yüksek tutmadan izlediğinizde, eğer durum komedisi de sizi çekiyorsa keyif alabileceğiniz bir film olduğunu düşünüyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: