İçeriğe geç

Milena’ya Mektuplar — Franz Kafka — Gerçek Aşk (Mı)?

Birlikte yaşayacağımız belki başka şeyler var olabilir, dünya bu belkilerle dolu ama ne yazık ki, ben onları bilmiyorum..

Milena’ya Mektuplar- Franz Kafka

Güzel alıntılar ve sevgi sözleri bulabileceğimiz Milena’ya Mektuplar kitabını yeni bitirdim ve hakkında biraz yazmak istedim.

Bu kitap, Franz Kafka’nın ölümünden sonra arkadaşı Max Brod tarafından basılmıştır. İçeriğinde Kafka tarafından Milena’ya 2 yıl boyunca yazdığı mektupları bulunur. Kitaptan bahsetmeden önce yazarımızın hayatı ve kişiliğini biraz öğrenirsek daha iyi anlatabilirim kendimi..

Franz Kafka Kimdir?

Franz Kafka, Avusturyalı bir roman ve hikaye yazarıdır. Şu dönemde Prag adı verilen bölgede Yahudi bir ailede dünyaya geldi. Tüm hayatı boyunca ailesiyle özellikle babasıyla sorunlar yaşadı. Hukuk eğitimini tamamlayarak bir sigorta şirketinde çalışmaya başladı.. İşinden kalan zamanlarında yazılar yazdı, hayatındaki neredeyse herkese mektuplar gönderdi. Birçok kez nişanlandı fakat hiç evlenmedi. 1924 yılının Haziran ayında 40 yaşında iken veremden vefat etti.

Franz Kafka

Kafka hayattayken yazılarının çok azı yayımlandı ve çok az ilgi gördü. Maddi durumu iyi değildi. Ölmeden önce arkadaşı Max Brod’a tüm eserlerinin yakılmasını istediğini söyledi fakat Brod bu talimatı yok sayarak eserlerini yayımladı. Kör öldü badem gözlü oldu, 20. yüzyılda eserleri oldukça fazla ilgi gördü.

Felice Bauer

Kafka hiç evlenemedi demiştik. Çok kez nişanlandı fakat Brod’a göre kendine ve vücuduna güvensizliği, çapkınlıkları ve cinsel başarısızlık korkusu evliliğine engel oldu. Bildiğimiz ilk ilişkisi Brod’un akrabası Felice Bauer ile oldu. Beş yıl süren bir mektuplaşmadan sonra yollarını ayırdılar. Bu ilişkiden kalan Franz Kafka’nın Felice’ye yazdığı mektupları da Felice bir yayıncıya bastırarak paraya çevirdi. (Felice’ye Mektuplar) Fakat Felice’nin yazdığı mektuplar günümüze ulaşmadı.

Bu ilişkide iki kez nişanlanmalarına rağmen evliliğe gidemeyen Kafka, daha sonra Julie Wohryzek ile ilişki yaşamaya başladı.

1917 yılında Kafka’ya tüberküloz tanısı kondu. Bir süre hastalığı sebebiyle ablasının çiftliğinde zaman geçiren Kafka burada hiçbir sorumluluk almadığı için hayatının en güzel günleri olduğunu belirtti.

Bu süreçlerden geçerken Çek çevirmen ve gazeteci olan Milena Jesenska ile tanıştı ve onunla mektuplaşmaya başladı. Mektuplaşmanın başlarında Julie ile nişanlı olan Kafka, sadece iş amacıyla yazışıyordu. İlişkilerini ilerlettikleri 2 yıldan sonra bu mektuplaşmalardan Kafka’nın mektupları günümüze ulaşırken Milena’nın mektupları kendi isteği ile yakılarak yok edildi..

Senatoryuma yatırılarak tedavi görmeye başlayan Kafka, Milena ile ilişkisini de bitirdikten sonra, Temmuz 1923 yılında bir tatil sırasında tanıştığı, 25 yaşındaki anaokulu öğretmeni Dora Diamant ile bir ilişkiye başladı. 1924 yılında ölümüne kadar son 2 senesini Dora ile geçirdi..

Dora Diamant

Dora ailesinden genç yaşta ayrıldığı için yalnızlığı ve umutsuzluğu iyi tanırdı, Kafka’ya son günlerinde dostluğunu verdi..Çevresinden anlatılanlara göre yoksulluğa rağmen Kafka,en mutlu günlerini Dora ile geçirdi. Kafka’nın hastalığında yanından ayrılmayan Dora’nın ölümünde ise yoksulluktan mezar taşı bile yoktu. Ölümünden 47 yıl sonra Dora’nın mezar taşına ‘Dora’yı tanıyan aşkın ne olduğunu bilir’ yazdırıldı.

Milena Kimdir?

Milena 1896′ da Prag’ın ileri gelen ailelerinden birinde doğdu. Milena babasının isteği ile tıp fakültesi ve konservatuara gitti fakat ikisini de yarıda bıraktı. Babasına karşı duyduğu öfkeyle bazı ufak yanlışlar yaparak parasını harcadı hayatını savurdu.

Milena

Üniversitede Ernst Pollak’a aşık oldu ve hamile kaldı. Ernst dini sebeplerle babası tarafından kabul edilmedi ve Milena sanatoryuma(vereme yakalanan kişiler için bir merkez) kapatıldı. Bu durum Milena’ya engel olmadı ve sanatoryumdan çıktıktan sonra Ernst ile evlenip Viyana’ya yerleşti. Bu şekilde ailesiyle bağlarını koparmış oldu.

Malesef eşi beklediği gibi çıkmadı ve çapkınlıkları ile Milena’yı mutsuz etti. Bunun sonucunda uyuşturucu ve depresyon süreci başlayan Milena sadakati Kafka’da buldu. Kafka ile tanıştıklarında Kafka 36, Milena 23 yaşındaydı.Daha sonra Milena, Kafka’ya bir mektup yazdı ve eserlerini Çekçe’ye çevirmek istediğini belirtti. Mektuplaşmalarının ilk basamağı bu oldu.

Kafka ile iletişimi kestikten sonra komünist partilerde aktif rol aldı, devleti tarafından istenmeyen durumlara karıştığı ve çekinmeden düşüncelerini dile getirdiği için toplama kampına gönderilerek 1944’te burada vefat etti.

Kafka ile Milena İlişkisi Hakkında..

Çift tanıştıktan yaklaşık bir yıl sonra mektuplaşmaya başlamışlardır bu iki yıl sürmüştür ve bu süreçte sadece iki kere görüşmüşlerdir.

Mektuplaşmaya başladıklarında Kafka, Julie Wohryzeck ile hala nişanlıdır. Kafka nişanlısından ayrılırken Milena evlidir ve boşanmayı göze alamaz.

Benim bu ilişki ile ilgili görüşlerimden bahsedersem kesinlikle fazla abartılmış bir aşk hikayesi olduğunu düşünüyorum.. Edebi bir eser olması bu ilişkiyi fazla büyük göstermiş diye düşündüm okurken.

Özellikle Milena’nın çok büyük bir aşk yaşadığını düşünmüyorum. Böyle düşünmek için iki sebebim var: Birincisi, Milena’ya uygun bir eş gibi durmuyor Kafka, düşünsenize, Milena çok güçlü, korkusuz, sözünü esirgemeyen hatta bu yüzden Nazi kamplarında ölmeyi göze alabilecek kadar cesur bir kadındı. Kafka ise daha Milena’yı görmeye gitmek için bile patronundan izin alamayan bir adam, kendine güvensiz, korkak, çekingen.. Milena gibi bir kadının Kafka’ya karşı büyük bir aşk beslediğini düşünmüyorum. Güçlü kadınlar karşısında genelde kendisi gibi güçlü karakterleri beklerler. Belki başlarda yoğun duygular hissetmiş olsa bile bu hislerin ikinci görüşmelerinden sonraki mektuplarda bariz bir şekilde azaldığı görülüyor.

İkinci sebebim ise Milena’nın sondaki birkaç mektubundan fark ettiğim kadarıyla Kafka’nın ölümcül bir şekilde hasta olmasının, Milena’nın onunla ilgilenmesinde çok büyük etkisi oluyor. Sanki onca konuşmadan sonra bu hasta adamı bırakıp gitmeye vicdanı el vermemiş gibi. Psikolojik bir baskı hissederek yazışmalarına birkaç ay daha devam etmiş hissiyatı oluşturuyor..

Milena’nın bu ilişkiyi devam ettirme sebebi biraz da kocasından göremediği sadakati Kafka’da görerek duygusal boşluğunu doldurmaya çalışıyor olması. Kafka’nın ise Milena’ya tutulma sebebi kendinde bulamadığı gücü ve cesareti onda görmesiyle büyüyen hayranlığı. Yani Milena herhangi biri olsaydı, Kafka’nın ona ilgi duymasını beklemezdim.

Bu ilişki sadece ulaşılmaz olana karşı duyulan bir takıntı, bir saplantı gibi, bana gerçek bir aşk gibi görünmedi. Belki de sadece birbirlerinde buldukları güven duygusu, ortak noktalar, baba sorunları, çevreye karşı yalnızlık hissi ya da baskıcı toplumla ilgili şikayetleri onları bir araya getirdi. Ama bu kesinlikle aşk değildi… Bu ilişkiyi bu kadar unutulmaz yapan edebi eser niteliğinde bizlere kalan mektuplarıdır.. Bende böyle bir duygu uyandırdılar..

Milena’ya Mektuplar Hakkında

Öncelikle yayın evine oldukça dikkat ederek almanızı öneririm. Maviçatı yayınlarında yazım hatalarından hikayeye odaklanmakta güçlük çektim. Ben evde var olduğu için bu yayından okudum, sizler eğer satın alacaksanız daha iyi bir yayın evi tercih etmenizi şiddetle öneririm.

Metnin içeriğine gelirsek, genellikle kısa cümlelerden oluşuyor, açık ve anlaşılır. Ağdalı bir dil kullanmıyor, seviyeli mesafeli bir yazışma okuyoruz fakat dili ağır değil kesinlikle.

Bilmediğimiz olayları anlayabilmemiz için açıklamalar verilmiş, bazı yerde işe yarasa da çoğunda işe yaramadığını söyleyebilirim. Kitabı okumadan önce muhakkak Kafka’nın ve Milena’nın hikayesine hakim olmalısınız eğer hikayeyi bilmeden okursanız kitabın yarısına kadar zor dayanmanız söz konusu olabilir.. “Neden böyle dedi şimdi, niye buluşmuyorlar, ne oldu yahu her şey güzel gidiyordu” derken kitabı bırakabilirsiniz.

Kitapta sadece Kafka’nın mektupları bulunuyor. En sonunda da birkaç tane Milena’nın, Max Brod’a Kafka hakkında soru sormak için yazdığı mektuplar var. Okurken istemsizce keşke Milena’nın yazdıklarını da görseydik diyorsunuz Çünkü Milena’nın yazdıklarını bilemiyoruz ve sadece Kafka’nın cümlelerinden ne yazdığını anlamaya çalışmak hayli zor oluyor.

Kitabı okurken Kafka’ya çok kızabilirsiniz. Ben özellikle iki noktada oldukça kızdım. Eski nişanlısına(Julie Wohryzek) sürekli “o kız” diye hitap etmesi ki bu bence çok saygısızca bir davranış. Diğeri ise korkaklığı, güvensizliği ve sürekli geri durma çabasıyla Milena’yı ve kendini nasıl üzdüğünü fark etmemiz..

Benim anlayamadığım hala da aklımda soru işareti olan nokta, her gün mektupları nasıl gidebiliyor, günlük olarak nasıl mektup yazabiliyorlar? Biliyorsanız yorum yaparak açıklarsanız çok sevinirim ben anlayamadım çünkü 🙂

Sizin için eğer kitabı okuyacaksanız, öncesinde bilmeniz gerekenleri kısaca özetlemeye çalıştım. Çok akıcı ve merak uyandıran bir kitap olmasa da edebiyat dünyasında önemli bir yeri var. Bu karantina günlerinde yapacak daha iyi bir işiniz yoksa okuyarak en azından bir fikir edinebilirsiniz 🙂

Milena’ya Mektuplar — Franz Kafka — Gerçek Aşk (Mı)?” için 4 yorum Yorum bırakın

  1. Ama gerçek aşk nedir ki?
    Her gün nasıl mektuplaştıklarına dair tek düşüncem eğer cevap almadan yeni bir mektup yazmıyorlarsa posta teşkilatının epey hızlı çalışması olabilir…

    Beğen

    • Gerçek aşkın tanımı kişiye göre değişebiliyor tabii ki, bana göre bencilliğinden biraz olsun vazgeçebilmektir aşk, fakat Kafka’nın mektuplarında bunu göremedim, o yüzden bana gerçek gibi gelmedi sanırım.
      Haklısınız cevap almadan yazıyorlarsa mektuplar arka arkaya ulaşabilir. Teşekkür ederim yanıtınız için 🙏

      Liked by 2 people

  2. Merhabalar,

    Franz Kafka okumayı kişisel gelişim için çok faydalı buluyorum. Çağımızın en büyük yazarlarından biri olan Franz Kafka eserlerinde insanların kendilerine yabancılaşmasını, yalnızlığını ve korkularını ele almıştır. Franz Kafka’nın Milena’ya Mektuplar’ından derlediğim yirmi alıntıyı okumanız için ben de sizinle paylaşmayı çok isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/kafkanin-milenaya-mektuplarindan-20-etkileyici-alinti/ şu cümle pek çok insan gibi benim de aklıma yer etmiştir:
    -Benimle onun arasında kaldıysan, onu seç Milena!
    +Neden?
    -Çünkü beni gerçekten sevseydin, seçenek olarak görmezdin.

    Güzel okumalar dilerim,
    edebiyatla ve sağlıkla kalın.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: