İçeriğe geç

6 Underground — Zaman Kaybı Mı?

“What if I told you I know what happen when you die?”

Ya sana ölünce ne olduğunu bildiğimi söylersem?

6 Underground

Çok çarpıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde başlayıp sürekli yüksek tempoyla ilerleyen nadir filmlerden, bir Netflix yapımından bahsediyoruz bugün..

Kaçış Sahnesi

6 Underground, Micheal Bay tarafından yönetilen bir Netflix özel yapımı. 128 dakikalık bu filmde yönetmenimizin etkileriyle ilk dakikasından son dakikasına kadar aksiyonla ilerliyor. Kanlar, kopan tekerler, yanan arabalar, kaçışan insanlar, patlayan silahlar.. Fakat IMDb puanı 6.1 oluyor. Sanırım insanlar o kadar da çok aksiyon istemiyormuş 😀

6 Underground filmi 2019’da yayınlandı. Başrollerinde canımız ciğerimiz Ryan Reynold, Melanie Laurent, Adria Arjona, Corey Hawkins, Manuel Garcia-Rulfo ve Ben Hardy bulunuyor. Filmin başında Sihirbazlar Çetesi filminden bayıldığımız aktör Dave Franco’yu da görebilirsiniz.

Film kısaca teknoloji dehası bir milyarderin, oluşturduğu 6 kişilik grupla Turgistan adındaki bir ülkenin diktatörünü alt etmeye çalışmasını anlatıyor. Bu grubun diğer gruplardan farkı, ölü insanlardan oluşması..

Ghost

Ölü insanlar dediğime bakmayın fantastik değil aksiyon filmi bu 😀 Bu kahramanlarımız ölmüş gibi görünen ya da gösterilen kişiler. Her birinin bir uzmanlığı muhakkak oluyor. Bu milyarderimiz (Bir Numara) diğerlerini bir araya getirip bir takım kuruyor. Tabi ki bir amaç uğruna..

Öncelikle filmin oldukça kanlı olduğunu söylemeliyim. Ayrıca çıplaklık da içeriyor. Yani eğer çıplaklıktan rahatsız oluyorsanız, kan tutuyorsa, biraz izlemeniz zor olabilir. 18 yaş altı için de kesinlikle önermem..

Ekşisözlük’te biraz yorumlarına bakayım dedim, gerçekten şaşkına döndüm. Sanırım o platformda Kubrick ve Tarantino film yorumluyor, oldukça yaratıcı senaryoları yazarların komodin çekmecelerinde bekliyor, o yüzden bu filme klişe demişler. İlginç doğrusu insan gerçekten hayret ediyor. Ben filmi klişe bulmadım, evet çok belirgin bir fark olmamakla birlikte tam olarak diğer aksiyon filmlerinin aynısı da diyemem.

Filmin eleştirilebilecek tarafı kesinlikle gerçeküstü olmasıydı. Abartı aksiyon sahneleri ile bazı saçma durumların (arabada mermi çıkarmak, hızla hareket eden motordaki adamı kafasından vurmak, arabanın sürekli bir yerlere çarpıp hiç hasar almaması vb.) birleşmesi gerçeküstü, inandırıcılığını yitirmiş bir görsellik ortaya çıkardı.

Sinematografisi ve görsel efektleri oldukça başarılıydı. Efekt olduğunu anlamak için çok çaba sarf etmeniz gerekebiliyor.

Zaman örgüsü belki daha belirgin olabilirdi, sürekli geçmişe gidip gelmeler bazen anlaşılmayabiliyordu. Ben ikinci izleyişimde daha iyi anladığımı söyleyebilirim. İlk izlemede belki bazı noktaları kaçırabilirsiniz ama ikinci izlediğimizde daha net anlaşılıyor. Tabii ki tek seferde anlayabileceğim bir film olmasını tercih ederdim ama bu durum benim gözümde bu filmi kötü yapmadı.

Filmin ilk dakikasından başlayan aksiyon ile birlikte çok hızlı bir ilerleme var, sanki bir sezonluk diziyi, filme sığdırmaya çalışmışlar gibi. Haliyle arada hiçbir bilgi kaçırmamanız gerekiyor. Bu yüzden yaklaşık yedi tane aksiyon sahnesi mevcut. Gözünüzü filmden ayırırsanız, akıştan kopabilirsiniz.

The Man The Legend

Oyunculuklar gayet başarılıydı. Belki sadece İki Numara’nın donukluğu batabilir gözünüze, aldırmayın, karakter öyleymiş diyerek izleyin 😀 Aksiyonun yanında bol bol komedi de var. Ben ironi komedisini çok severim aynen de öyle bir mizah mevcut..

Şimdi de karakterleri tanıyalım. Spoiler olabilir dikkat 🙂

Bir Numara – Milyarder

The Billionaire

Tabi ki durum komedilerinin bir numarası Ryan Reynold, mıknatıslar üzerine yaptığı deneyler ve yeni icatlarıyla bir dahi ve bunlar üzerinden çok para kazanmış. Sonra da kendini bir uçak kazasında öldü gibi göstermiş. Yeşil Fener filminde de uçaktan düşme sahnesi vardı. Adam uçaktan düşmeyi seviyor 😀

İki Numara – CIA Ajanı

CIA Spook

İki numaramız bu sarışın hanım. Filme göre çok iyi silah kullanıyor. Bu hanım ablamızın donuk suratı biraz sıkıcı gelse de filmin ilerleyen zamanlarında alışıyorsunuz.

Üç Numara – Tetikçi

The Hitman

Çok tatlı, komik ve şeker bir güney aksanı olan bu adam da önceden kötü adamları öldüren bir seri katilmiş diyebiliriz. Grup içindeki vasfını pek çözemesem de sanırım durum kurtarıcısı gibi bir özelliği var 😀

Dört Numara – Akrobat

The Skywalker

Filmde en en en sevdiğim karakter olan daha önceden hiç görmediğim bu oyuncu hem çok tatlı bir İngiliz aksanıyla konuşuyor hem de çok şirini. Grubun evcil hayvanı gibi. Ve yeteneği bence gerçekten insanüstü, tam bir akrobat diyebiliriz. Bunun adı cuk oturmuş. Biraz da duygusal bir karakter, ben çok sevdim.

Beş Numara – Doktor

The Doctor

Hakkında çok bilgi verilmeyen 5 numaranın kendisi doktor olarak geçiyor fakat filmde öyle aman aman doktorluğunu görmüyoruz. İlk sahnede mermi çıkarması hariç 😀

Altı Numara – Sürücü

The Driver

Çok muazzam araba kullanan, iki üç işi aynı anda yapabilen bu takım üyemize bayılmıştım. Ama aramızdan çok erken ayrıldı.. Bu yüzden hakkında çok bilgi de yok..

Number Seven

Filme sonradan katılan Yedi Numara ise bir asker, tetiği çekmesine izin verilmemiş bir asker, bu yüzden arkadaşlarını koruyamamış bir asker.. Bu askeri gruba kattıktan sonra diktatörü indirme görevine başlıyorlar.

Spoiler Yorumlar..

Altı Numara

Altı’nın ölmesine o kadar üzüldüm ki, film boyunca her an keşke şimdi kalksa, keşke ölmemiş olsa dedim. Çok tatlı, sıcak, yetenekli ve komikti, Yedi ona göre daha mesafeli, cool ve ciddi bir tip. En sevmediğim tip.

Milyarder’de bir Tony Stark, Bruce Wayne havası sezdim, kendisi de zaten düşen uçağından oluşturduğu, yaşadığı yere ‘Batcave gibi’ diyor. Bu noktada biraz ‘esinlenme’ olmuş olabilir 😀

Filmin başlarında hedeflerin gösterildiği tahtada 8 hedef var gibi görünüyor, bu demektir ki, bu filmin devamı gelecek çünkü sadece bir hedefi bu filmde alt ettiler. Tabi bu puanlardan sonra ikincisi çekilir mi bilmiyorum ama Ryan Reynold ikinci film için oldukça olumlu bakıyormuş..

Kötü karakter, Rovak Alamov, Turgistan diktatörü, gerçekçi ve rolüne uygun bir oyuncu fakat film içinde şunu çok merak ettim: Bu diktatör bu kadar kötüyse demokrasi seven kardeşi Murat’ı neden öldürmüyor? Bilen varsa söylesin, ben filmin içinde anlamadım çünkü 🙂

Milyarder Turgistan’da

İlk izlediğimde anlamamıştım, bu milyarları olan adam neden böyle bir şeyle uğraşıyor, müthiş iyi kalpli olduğu için mi diye düşünmüştüm. Sonra filmin ortasında Milyarder Bir’in daha önce medya için birkaç fotoğraf çekip iyi biri gibi görünmeye çalıştığını, bu yüzden Turgistan’a gittiğini görüyoruz, gittiğinde olan patlamayla birlikte oradakilerin durumunu görüp sinirlendiğini ve Diktatör’ü indirmeye karar verdiğini anlıyoruz.

Karakter geçmişlerine değinilmiş fakat ben yeterli bulmadım, muhtemelen ikinci film için saklanıyordu, umarım olur da görürüz 😀

Ben filmin müziklerini çok aradım, ikisi çok güzel yerlerde kullanılmıştı, onları söylemeden geçemeyeceğim. Dört’ün kaçış sahnesindeki müzik Awolnation-Run ve son sahnelerde halkı galeyana getirmek için kullandıkları şarkı Bishop Briggs – White Flag

Filmde Türklerin aleyhine bir sahne göremedim ama dolaylama olabilir, beni öyle çok rahatsız etmedi, bunu da dipnot olarak buraya bırakayım.

Size tavsiyem hiçbir yoruma aldanmayın, filmi açın en azından on dakika izleyin, size çok abartı gelirse kapatırsınız, çünkü film zaten ilk on dakikasındaki tempoda devam ediyor. Ben bu filme zaman kaybı demezdim. Güzel zaman geçirdim, eğlendim, güldüm, aksiyona doydum. Sevenlerine öneririm 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: