İçeriğe geç

Aquaman — Balıklarla Konuşan DC Kahramanı!!

Okyanusların efendisi, gönüllere taht kurmuş, balıklara fısıldayan adam, değeri bilinememiş Aquaman ve solo filmi karşımızda!

Aquaman

Filmi diğer DC filmlerinden ayıran görülebilir olma özelliği ile James Wan mükemmel görsel şölene imza atmış! Genelde korku filmleri ile kendini gösteren bu yönetmeni, özellikle gördüğüm en ürkütücü korku filmi olan Korku Seansı ile de hatırlayabilirsiniz belki. Görsel efektler gerekeni yaparak DC filmlerindeki gişe başarı ortalamasını oldukça yükseklere çıkarmış.. 2018 yılında gösterime giren filmde Aquaman olarak GoT dizisinde Khal Drogo adıyla tanıdığımız Jason Momoa ve Mera olarak Johnny Depp’in eski eşi Amber Heard bulunuyor. Daha önce incelediğimiz Yeşil Fener fiyaskosunda Abin Sur rolünde oynayan Temuera Morrison, bu filmde Aquaman’in babasını canlandırıyor.

Patrick Wilson, Kral Orm rolündeyken, Nicole Kidman’ı ise Atlanna, Atlantis Kraliçesi olarak görüyoruz. Örümcek Adam filmindeki Green Goblin karakterine hayat veren Willem Dafoe ise Nuidis Vulko karakterini canlandırıyor. Daha yaşlı haliyle.. 😀

Kaan Güldür

Filmin oyuncuları arasında bir de Türk oyuncu gözümüzü alıyor. Aquaman’in küçüklüğünü Avustralyalı fakat Türk kökenli Kaan Güldür isimli bir oyuncu canlandırıyor. Çok tatlı bir minik olmasının yanı sıra çok başarılı bir iş çıkardığını da söyleyebilirim.

Aquaman Filminin Konusu

Arthur Curry, denizaltına sürülmüş ulus olan Atlantis’in kraliçesi Atlanna ile, bir deniz feneri bekçisi olan Tom’un oğludur. Hiçbir zaman bir arada olmaması gereken bu iki kişinin aşkının meyvesi olan Arthur, yarı Atlantisli, yarı insan, Atlantis’in doğuştan kralıdır. Fakat kral olmak gibi bir isteği hiçbir zaman olmamıştır. Annesi Atlanna’yı o zamanın kralı Kral Orwax , kendi vatanına çağırdığında annesini infaz ettiğini düşünerek kendi ulusuna karşı kin beslemektedir. Bu sırada Arthur’un yokluğunda Atlanna’nın ikinci oğlu Orm, kendini kral ilan etmiştir ve insanların doğaya kötü davranması sebebi ile insanlığa karşı bir savaş başlatmak ister.

Aquaman babası Tom ile

Adalet Birliği’nin bir üyesi olan Arthur Curry’nin, namı diğer Aquaman’in insanüstü bir gücü, suyu kontrol etme, deniz canlıları ile iletişim kurma ve süper hızlı yüzme yeteneği bulunur. Aşırı soğuk ve basınca dayanıklı bir vücudu vardır. Gözleri karanlıkta iyi görür. Muzip, gereksiz cesur, yufka yürekli fakat sorumsuz ve umarsız biridir.

Öncelikle filmin en ben-buradayım dedirten tarafı kesinlikle görsellikti, muhteşem bir görsel dünya kurulmuş ve daha önce hiç tanık olmadığımız bir su altı evrenine yolculuk yapılmış. Öyle böyle de değil, aydınlık ve müthiş renk paleti ile, bir Atlantis şehrinin sıfırdan kurulmuş görüntüsü olağanüstü duruyor. Bazen efektler için yeter artık gerçek bir şeyler görelim desem de gözümü alamadığım da bir gerçekti.

Filmde aksiyon neredeyse hiç azalmıyor, en olmadık yerlerinde bile mini de olsa bir hareketlilik, bir şaşırtma ortaya çıkıyor. Ben bunu sevdim çünkü dikkatimi sürekli filmde tutmayı başardı. Belli bir savaşa hazırlanma evresi var tabi ki ama bunu sıkarak değil aksiyonu yüksek tutarak yapmışlar, bu da izleyicinin sürekli heyecanlı kalmasını sağlamış.

Tek mekanlı değil, oldukça bol mekanlı olması da çok cezbediciydi. Sürekli dünyanın farklı bölgelerini görmek, filmin içinde sürekli farklı noktalarda olmak göz alıcıydı. Bi’ su altında, bi’ çölde, bi’ İtalya’da..

Daha önce hiç bilmediğimiz bir su altı dünyasını kendi içinde bolca hikayeler vererek oluşturmuşlar. İrdelerseniz mantık dışı noktalar bulabilirsiniz ama bunu kendi içinde bir mantık çerçevesine oturttuğu ve 2 saat 23 dakika boyunca akıcı bir şekilde ilerletebildikleri de bir gerçek… Her durumun bir hikayesi ve derinliği olması da beni etkiledi diyebilirim.

Filmin ayrıntılarına gelirsek öncelikle düşman ile bağ kurabilmek benim için önemliydi. Bu filmde bunu başarıyoruz. Filmdeki düşmanların davranış şekillerini bir mantığa oturtabiliyor ve bazı durumlarda onlara hak da verebiliyoruz. Bunun sayesinde iki taraflı düşünerek istemsizce filme daha çok bağlanıyoruz.

Tom, her gün doğumunda Atlanna’yı bekliyor..

Baba Thomas ile Atlanna’nın hikayesi sevgi dolu ve sıcacıktı. Mera ve Arthur sahneleri ise eğlenceli ve samimiydi. Duygu dolu anlar da vardı, ara ara gözlerim de doldu. Film kuru gürültüden ibaret değil yani.

Sonunda bir süper kahraman filminden en çok beklediğim şey bu filmde oldu: Aquaman’i insanlar tanıyor! Maskesi falan zaten yok ve kim olduğu herkes tarafından biliniyor. İnsanlar suratını gördüğü birini hiç tanımıyormuş gibi yapmıyorlar, ki bu en deli olduğum şeydi 😀

Tabi ki bazı minik sorunları da yok değil..

Mera

Aquaman’in yanında duran su altı dünyasından Mera’nın, suyu kontrol edebilmek gibi mükemmel yetenekleri olmasına rağmen, ukala bir mızmızın peşinde ayak işlerini yapıyor. O kadar güçlü bir karakter için çok basit bir görevlendirme olmuş. Bir de Mera su dışında nasıl nefes alabiliyor diye düşündüm aslında, sonra kraliyet soyundan gelenlerin hem havada hem suda nefes alabildiğini öğrendim..

Bu film ile ilgili eleştri değil ama keşke önce bu filmi izleseydik daha sonra Justice Leauge izlerdik diye düşünmedim değil. Justice Leauge için de çok daha büyük başarı sağlardı bence.

Bilemiyorum bu belki de sadece bana garip gelmiştir ama Aquaman’in balıklarla konuşabildiğini görünce aklıma Harry Potter’ın yılanlarla konuşabilmesi geldi. Biraz garip.. Yılanlarla konuşan Harry ve balıklarla konuşan Arthur.. 😀

Spoiler İçeren Bölüm

Aquaman’in Justice Leauge filminde gördüğümüz birçok hikayenin zıttını gördüğümüzü belirtmeliyim. Sanırım Justice Leauge filmi sırasında Aquaman’in hikayesi çok da düşünülerek oluşturulmadı. Mesela annesine olan nefreti bu filmde bir anda yok olmuş gibi. Halbuki JL filminin içinde annesinden nefret ediyordu. Bu filmde görüyoruz ki gençliğinde akıl hocası Vulko ona tüm gerçeği söylemiş ve aslında Arthur annesine değil Atlantis’e karşı nefret içinde..

Yine JL filminde Arthur su içinde konuşamıyordu ve bu yüzden Mera ikisi konuşabilsinler diye hava baloncuğu oluşturmuştu. Fakat bu filmde maşallah konuşmak ne kelime şakıyorlar. Bunun en önemli sebebi filmin su altında değil karada çekilerek, efektlerle su altında olduğu izlenimi oluşturması.. Filmin çok küçük bir bölümü su dolu tanklarla çekilmiş gerisi green screen..

JL filminde Arthur, Atlantis’e gitmiş olmasına rağmen, üvey kardeşi Kral Orm bu filmde Atlantis’e hiç ayak basmadığını söylüyor. Yine kendi içinde bir çelişki oluşturuyorlar bu noktada.

Aquaman’in vücuduna ne bıçak, ne mermi, ne bazuka işliyor.. Bu adam nasıl ölecek diye düşündüm ben. Sonraa delinmez bir derisi olduğunu öğrendim.. Ama özel Atlantis silahlarıyla yaralanabiliyor ve çizgi romanda saatte bir suyla temas etmesi gerektiği bilgisi de yer alıyor.

Atlanna (Nicole Kidman)

Bazı savaş sahneleri oyun gibi duruyor görselliklerin aşırılığı sebebiyle özellikle Nicole Kidman’ın savaşı bana komik geldi.. Bir de Nicole Kidman’ın 52 yaşında olması da komik.. 😦

Düşmanı da olsa birisini ölüme terk etmesi alışılmış pür-i pak kahramanlardan olmadığını belli ediyor. Arthur’un içinde de karanlık bir taraf var belli ki bu da bizi karaktere daha da yakınlaştırıyor.

Filmde bazı sahnelerde yaşananları ben biraz geç anladım. Yüzey savaş gemisinin Atlantislilere saldırdığını, Kral Orm’un denizleri taşırdığını ilk anda anlayamadım. Belki benim dikkatsizliğimdir.

Su altı aracı

Su altında Aquaman saniyede 3 kilometre ilerleyebiliyorken neden su altında araç bulmak istiyorlar? Yoruluyorlar mı? Bir de mantıklı bulamadığım başka bir nokta, Mera insan dünyasına gelmiş ilk defa ve topukluyla benden iyi yürüyor. Bu nasıl bir motivasyon kırmak 😀

Sinek suratlı Kara Vatoz

Eski düşmanı sinek suratlı yapma fikri kimin aklına geldi acaba, çok saçma bir görüntüydü, düşmanla bağ kurduk dedik, adı Kara Vatoz oldu 😀 İtalya çatılarında koşturmalı savaş sahneleri (hep bizim Balat tarafında da yapılsa diye düşünmüşümdür) hazırlıyorsun ve karşında sinek suratlı bir düşman var.. Bu düşmanı nasıl ciddiye alabiliriz ki 😀 Sinek suratlının ölmediğini de After Credit’te görüyoruz bu arada.

Karathan

Film sonunda biraz saçmaladı ve oldu bittiye getirdiler açıkçası, sanki daha uzun olacakmış ama kırpa kırpa o kadarı kalmış gibi.. Karathan ilkel çağlardan gelen bir canavar ve mızrağı o koruyor fakat Arthur huzuruna gidince hemen veriyor mızrağı, iki peptalk’a tav oluyor.. Hani çok zordu, hani annesi 20 senedir uğraşıyordu falan hepsi inandırıcılığını kaybetti bu şekilde..

Be Their King

Brine halkı da birleşmek istemiyor diye ona karşı savaşılıyor, yahu bunların savaşı yüzeyde değil miydi, hani insanlara karşı savaşacaktılar? Ayrıca Arthur sözde kral olmak istmiyordu ama olunca da atladı krallığa, böyle kral olmak istemeyen adam da görmedim. Bunların hepsi son sahnelerin kırpılmasından kaynaklanıyor bence.

Film Hakkında

Aquaman 2 ile ilgili çalışmalar neredeyse ilk filmin sonlarında başladı. James Wan, ileride değişik kurgular oluşturabilmek için ilk filmde bilerek bazı konularda eksik bilgiler vererek merak uyandırdı.. İşlenmeye açık karakterler ve birçok hikaye barındırıyor. Kral Orm, Okyanusun Efendisi olmak istediği için 7 deniz altı krallğını birleştirmek istiyordu. Xebel – Brine- Balıkçı- Çöl Halkı- Trench- Kayıp Ulus-Atlan krallıklarından Kayıp Halk veya Balıkçılar hakkında bilgimiz çok kısıtlı. Mera, Kral Orm veya Arthur’un akıl hocası Vulko gibi güçlü yan karakterler hakkında da pek bilgimiz bulunmuyor.

Amber Heard hakkında şu an şiddet uygulayan eş gibi konuşmalar hatta kanıtlar bulunuyor ve eğer öyleyse ikinci filmde olmaması için imza toplanıyormuş. Ben de böyle bir durumda oynamasını istemem ama hakkını vermek gerekirse bu filmde güzel bir oyunculuk gösteriyor.

Filmin ortalarında su altında batmış bir gemi bulunuyor, Titanic göndermesi miydi, ben araştırdım fakat bulamadım. Bilen varsa yorum yapıp bilgilendirirse çok sevinirim.

Filmde verilen bilgiler doğru olmasa da kendi içinde hikayeye çok güzel uyum sağlıyor. Örneğin Çöl Halkı Krallığına gitmeleri gerekiyor ve Sahra çölünün eskiden okyanus olduğunu, sular çekilince de çöl olarak kaldığını belirtiyorlar, çok da güzel uyuyor hikayeye. Bu arada Sahra çölünün denizle birleştiği yer i-na-nıl-maz güzel duruyor.

Ben izlerken çok eğlendim. SO BE IT!!! cümlesini çok duydum 😀 Gözlerime bayram ettirdim. Hatta puan da vereyim. Sinemada-izlerim(8) puanı veririm bu filme. DC evreninin açık ara en iyi filmlerindendi. Hiç tereddüt etmeden izlemenizi öneririm. 🙂

Aquaman — Balıklarla Konuşan DC Kahramanı!!” için 3 yorum Yorum bırakın

Case için bir cevap yazınCancel Reply

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: