İçeriğe geç

Yeşil Fener — DC Evreninin Yeşil Uzaylısı!

DC evreninin yeşil uzaylısı, gözlerimize bayram ettiren Ryan Reynold ile karşı karşıyayız bu filmde. IMDb puanının 5.5 olma sebeplerini açıklayacağım gibi görünüyor. 😀

Green Lantern

Yeşil Fener, 2011 yılında izleyicisini eğlendirebilen Martin Campbell tarafından yönetiliyor. Filmin komik olacağına emin olma sebebim sadece yönetmen değil, aynı zamanda başrol karakterimiz Hal Jordan’ı Ryan Reynold’un canlandırmasıydı. Eşi (o zamanlar eşi değildi hatta Scarlett Johanson ile evliydi!) Blake Lively ise Carol karakterini canlandırıyor ve zaten bu filmde tanışıyorlar. İkisini bir arada görmek de istedim açıkçası. Evdeki Düşman filminden hatırladığım Peter Sarsgaard, Hector Hammond ismiyle kötü karakter olmaya çalışıyor. Güzelim adamı ne hale getirmişler 😀

Yeşil Fener, 17 Haziran 2011’de piyasaya sürülüyor. Konusuna gelince, verilen yoğun bilgilerden dolayı biraz karışık. İrade gücü ile Evrenin Koruyucuları evreni izleyebilecekleri bir dünya kurar. Bu gezegene OA gezegeni adını verir ve evreni 3600 sektöre(parçaya) bölerler. Her evrenden seçtikleri Yeşil Fener Kolordusu, sahip oldukları yüzük ile Evreni korur. Parallax adını verdikleri düşmanları korku saldığında, bir koruyucu olan Abin Sur ölür ve yerine sorumsuz bir test pilotu Hal Jordan bu görev için yüzük tarafından seçilir.

Yeşil Fener yayınlandığında genellikle olumsuz yorumlar aldı; filmin senaryosundan tutun da, kötü adam seçimlerine kadar eleştirildi, diğer taraftan Ryan Reynolds’un performansı övüldü. Reynolds filmden memnuniyetsizliğini de açıkladı. Daha sonra Marvel dünyasına ait olan Deadpool filminde oynayınca da, bu filmdeki karakteriyle oldukça fazla dalga geçti. Zaten filmini de izlememiş. Muhtemelen bu filmi görmek istememişti. 😀

Hal Jordan

Ben filmden bahsedersem eğer 1 saat 54 dakika boyunca eğlenceli olmakla karışık olmak arasında gidip gelen bir film diyebilirim. Sahnelerin sürekli atlaması, belli bir konuya odaklanamayışım ve yan karakterlerle bağ kuramayışım beni sıktı. Bunun yanında güldüğüm eğlendiğim, Ryan Reynold tarzı durum komedilerinden hoşlandığım bir tarafı da vardı.

Yeşil Fener filminde çok fazla gereksiz bilgi verilmesi ve sürekli tekrar etmesi beni izlerken oldukça zorladı.. Başta anlatıcı hikayeyi anlatıyor, sonra Hal’e tekrar anlatıyor, Hal gidiyor arkadaşına anlatıyor falan amaaan. Bu kadar zor anlayan insanlar değiliz biz.. Yok yeşil yüzük, yok sarı yüzük, Hızır idi, Yunus idi derken birden çok gereksiz bilgi ile doluyorsunuz..

Blake Lively (Carol)

Kahraman geçmişi çok az biliniyor, yaşlı sevimli babanın ölümü ve Carol’un eski kırığı olduğunu biliyoruz. Bir de minik bir yiğen vardı falan onlar ne oldu bilmiyoruz. Deneme uçuşunda donuyor adam ve Carol ona yine mi oldu diye soruyor, bu da gereksiz bir ayrıntı olarak kaldı mesela. İşe yaramayacaklardı madem, neden filmde gördük bunları diye düşündüm açıkçası.. Arkadaşı ile çok tatlı ve komik sahneleri vardı, en azından bunları daha derin işleyerek bizimle bağ kurabilirlerdi..

Bu yeşil yüzük korkusuz olanı seçiyormuş. Karakterin korkusuz olması gerekirken, korkusuzluğunu geçtim, ne korkusunu tam olarak görüyoruz ne de korkusunun üstesinden geldiğini.. Arkadaşlarının gazlamasına ihtiyaç duyan bir süper kahramanla karşı karşıyayız diye düşündüm izlerken. Hikayeyi parça parça verdiğinden, sürekli sahne atladığından yine anlamamız zorlaşıyor. Neden nasıl seçildiğini bile anlayamıyoruz.

Amanda Waller

Filmin olumlu taraflarından da bahsedersek bana göre Dr. Amanda Waller’ı bu filmde de görmek ve geçmişi ile ilgili biraz da olsa bilgi sahibi olabilmek güzeldi. Farklı bir kadın oynuyor fakat Suicide Squad‘dakiyle aynı karakter.

Yeşil Fener’in irade gücü ile yapabildikleri hayal ettiklerini gerçeğe dönüştürebilmesi aslında enerji açığa çıkarmasıyla oluşuyor ve büyü olarak düşünmekten daha iyidir bence.. Ayrıca dünyayı kurtaran minik bir cümle olması da hoş bir detaydı.

Prosedürler, değerlendirmeler, beklemeler.. Evrenin Koruyucuları Konseyi’nde de aynı bizim sistem gibi işleniyor veriler. Alt kademe savaşçılar, siviller can verirken kalburüstü olan sınıf sadece durumu değerlendiriyor. Bu açıdan onlar böyle bir amaç gütmese de ben böyle bir eleştiri gördüm ve bu hoşuma gitti.

Spoiler Bölümü

Öncelikle Hal Jordan başından beri tam bir hödüktü, hikaye sonunda sorumluluk sahibi bir kahraman oldu, ben geçişi oturtamadım, iyi işlenemedi gibi geldi bana.

Filmde yan karakterler gerçekten çok garip efektler kullanılarak hazırlanmıştı. Xudaria’dan konuşan balık Tomar-Re var mesela balık gibi ama nasıl çirkin! Kilowog falan var, onlar nasıl karakterler öyle, biraz daha özenilemez miydi?

Kötü karakterimizin yorumlamasına geçersek, aslında iyi ve kibar fakat sönük bir karakter olan Dr. Hector Hammond’ın baskılanarak ve ötekileştirilerek kötü tarafa geçmek durumunda kalışını görüyoruz. Güçlerinin öncelikle düşünce okuyabilmeyle kendini göstermesine bayılsam da burada biraz haksızlık kokusu da alıyorum. Oldukça naif ve düşünceli birinin kötü karakter olması için çabalamaları bence hoş olmamış. Sonlarda Carol’a gördüğü andan beri aşık olduğunu öğrenince daha da çok üzüldüm. Aslında ne hüzünlü bir hikayesi var…

Parallax

Dr. Hammond’dan daha kötü olan, onu da kötü hale getiren Parallax ise hiç özenilmeden oluşturulmuş ve hiçbir altyapısı olmayan bir düşman. Bu düşmanın nasıl o yere Abin Sur tarafından hapsedildiğini de sonra nasıl o yerden kurtulduğunu da anlamakta zorlanıyoruz.

Kahramanımız bir davette tüm insanları kurtarıyor, ortalıkta yeşil yeşil yarış pistleri oluşturuyor, esas kızı(Carol) kurtarıyor ve babasına teslim ediyor fakat kimse de dönüp ‘bu yeşil zımbırtı da ne’ demiyor!?

Yeşil Fener

Filmde doğru düzgün bir savaş sahnesi ve minik iki çarpışma sahnesi var diyebiliriz. Fakat bu aralarda bile film sürekli bilgi verme peşinde. Bizi bi’ sal rahat rahat savaş izleyelim yahu. Zaten her şey oldu bittiye getirilmiş, savaş sahnesi beş dakika kadar sürüyor, sonra dünya kurtuluyor, esas oğlan esas kızı kapıyor ve kapanış..

Carol ve Hal

Takdir ettiğim bir nokta şu, sonunda Carol çok doğru bir noktaya parmak basıyor, sadece elmacık kemiğini görmüyor diye nasıl tanımaz biri yanındakini. Gözlerinin çevresini yeşile boyadı diye sevdiği adamı da tanımayacaksa.. Çelik Adam filminde de kızmıştım buna, Yeşil Fener filminde bu hataya düşülmemiş çok şükür.

Yeşil Fener Filminden Ufak Tefek Bilgiler

Hızlı ve Öfkeli filminden tanıdığımız Tyrese Gibson ikinci filmde oynayabilir.. Bu filmlerde, film bittikten sonra bir bölüm daha var, orada da sarı yüzüğü takıyor savaşçı adam, sanıyorum ki ikincisi filmin kötü karakteri bu adam olabilir. Ama ben bu filmden sonra hala ikinci film gelir mi bilemiyorum tabii..

Hal’in evrenin daralmasıyla birlikte öldüğü sanılıyor.

Çizgi romanda Yeşil Fener en karanlık geceden geçmiştir. Filmde karanlık bir gece görünmüyor çok yüzeysel ele alınmış.

Yeşil iradenin rengidir. Yüzük bu yüzden yeşil ve gücünü insanların iradesinden alıyor. yüzük hayal ettiği her şeyi gerçeğe dönüştürebiliyor.

Son olarak izlemeyin diyemem ama büyük beklentilere girerek izlemeyin diyebilirim. 😀 Mutlu olduğunuz şeyleri yapabildiğiniz günler dilerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: