İçeriğe geç

YAHUDİ DÜKKANI – Stella Suberman

Martı Yayınlarından, Stella Suberman’ın kendi ailesini ve yaşadıklarını anlatan bir kitapla karşınızdayım.

Yahudi Dükkanı 2013 yılında yayımlanıyor ve teması bir ailenin yeni taşındıkları bölgede azınlık olarak yaşam mücadelesi diyebiliriz.

Stella Ruth’un yani ailenin, kitabın başında daha doğmamış olan üçüncü çocuğunun ağzından kaleme alınan bu kitapta, üç çocuğu olan Yahudi ve yoksul bir aile, New York’tan Concordia’ya taşınıyor. Concordia’da bir ucuzluk dükkanı açmaya çalışarak, yeni geldikleri bu hiçbir Yahudi’nin yaşamadığı yere ve insanlara da alışmaya çalışıyorlar.

Yahudi değilseniz ya da Yahudilikle ilginiz pek olmadıysa bu kitaptaki birçok kelimeyi anlamakta güçlük çekersiniz. Google açtırdı bana, sürekli ‘bu kelime ne demek’ diye arattım.. Kelime anlamını bilmediğim için, eğer anlamını da bulamadıysam o bölümü anlamakta oldukça zorlandım.

Dili çok sade olmasına rağmen ilk 100 sayfasını okumak gerçek bir işkenceydi. Asla ilerlemiyor, karakter tahlilleri çok zayıf ve isimler o kadar fazla ki, sanki farklı bir ailenin aile içi dedikodusu yapılıyor da biz kenarda koltuğun köşesinde bekleyen yabancı gibiyiz.. “Bizim Osman var ya, Ayşe’yi kaçırmış biliyor musun? Yok yok Murat’ı da dolandırmış gitmişler, zaten Murat da Selda’ya aşıktı ya, o da gitmiş İsmail’i dövmüş!” Aynı bunu okuyor gibiydim. Ayşe kim, Osman kim, kime ne olmuş, anlamadım.. Biz her şeyi biliyormuşuz gibi anlatıyordu fakat biz bilmiyorduk o kişilerin kimler olduğunu, bu yüzden hikaye akışından sürekli koptum.

Concordia’da geçirdikleri 12 bomboş seneyi anlatmak için 384 sayfa bana çok fazla geldi. Daha kısa anlatılabilirdi, en azından bu kadar zaman kaybına sebep olmazdı.

Kitabın bana Yahudilik ile ilgili bilgi verdiğini de pek söyleyemeyeceğim, hiçbir yaşanan olay bir mantığa ya da dini vecibelere de dayandırılmıyordu. Kitaptan Yahudilik ile ilgili tek çıkarımım ‘Yahudiler Yahudileri arar’ gibi bir şeydi. Çünkü çevrelerinde sürekli Yahudi aradılar. En azından kültürleriyle, yaşam tarzlarıyla, düşünce yapılarıyla ne bileyim yemekleriyle ilgili daha açıklayıcı bilgilere ulaşabilseydim, daha verimli olabilirdi.

Kitabın sonuna kadar bir şeyler olmasını bekledim.. Tamam şimdi bir olaylar olacak dedim, olmadı.. Bak burada olacak dedim, yine olmadı.. Sonuna kadar geldim ve kitap bitti.. Hiçbir zorlukla, hiçbir problemle karşılaşmadılar. Annenin takıntıları dışında ben bir problem göremedim. Çok sakin ve dingin bir şekilde ilerledi. Hiçbir olay olmadan da sonlandı. ‘Eee bu kadar mıydı’ dedim sonunda.

Daha kısa yazılsa, daha açıklayıcı olsa belki bilgilendirme kitabı olarak okuyabileceğim fakat şu haliyle sıradan, ‘gözüm yorulsun da uyuyayım’ kitabı oldu benim için. Okuyan varsa, benim göremediğim bir güzelliğini anlatırsa çok sevinirim!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: