İçeriğe geç

Alacakaranlık Efsanesi Tüm Filmlerinin Yorumları!

Alacakaranlık Efsanesi, Stephenie Meyer’in yazdığı romanlardan uyarlanan Amerikan yapımı bir fantastik film serisi. Başrollerinde Kristen Stewart ve Robert Pattinson bulunuyor. 2008 yılında ilk film olan Alacakaranlık çıkıyor. Daha sonra ise birer sene arayla diğer filmleri de gösterime giriyor. Serinin tüm filmlerini aynı sayfa içerisinde alt başlıklarda yorumlayacağım.

Bu seriyi lise zamanlarımda izlemiştim. Kitabını okuduktan sonra izlediğim için bir miktar hayal kırıklığı yaşatmıştı. Her kitaptan uyarlanan film gibi bu da kitaplarından birçok kesinti yaparak perdeye uyarlamıştı. Yine de sinema açısına değil de aşk hikayesine odaklandığım için beğenmiştim..

Bu sene tekrar izledim. O zamanlar kör olduğumu şimdi fark ettim.

.

Şimdiden uyarmak durumundayım, spoiler içerebilir.

1. Alacakaranlık (2008)

Hikayede sıcak iklimden soğuk iklime gitmek zorunda kalan bir kızımız Bella’mız var. Bu kız babasıyla beraber yaşamaya başlıyor. Yeni yerleşim alanında liseye gidiyor tabi ki. Eğitim önemli..

Sonradan gelen kız olarak herkesin dikkatini çekiyor. Az mevcutlu bir okul olduğundan herkes yeni gelen kıza ilgi gösteriyor(niyeyse). Okulun çok cool bir kardeş öğrenciler grubu var, Cullen ailesi oalrak tanınıyorlar. ,Bu cool kardeşlerin yalnız olanı Edward oğlan bizim Bella kızımıza vuruluyor. Çok şaşırtıcı(!)

Sonra hikayenin gidişatından anlıyoruz ki meğer bu cool kardeşler vampirmiş! Ama vampir dediğime bakmayın, bunlar insan kanı içmeyen vampirlerden. Kendini eğitmişler bu konuda, baba doktor mesela, sürekli kan içinde ama bana mısın demiyor. Helal! Böyle bir hikayeye giriyoruz.

Şimdi bu hikayede her şey ironik zaten orası ayrı fakat izlerken fark ettiğim şu ki, bir amatör tarafından çekilmiş gibiydi. Tabi ki ben uzman değilim bir eğitimim yok bu konuda ama hiç bilmeyen bir izleyici olarak bile bu nasıl çekim dedim. Bu yönetmen (Catherine Hardwicke) hanıma kimse dememiş mi “Abla bu film böyle çekilmez” diye..

Gerçi sonraki filmlerde bir nebze olsun azalmıştı bu durum ama yine de insanı hikayeden uzaklaştırıyor. Olaya odaklanmak yerine kamera açılarına odaklanıyorum, bu normal değildi bence.

Onun dışında filmde bu kızın mimikleri sinirimi aşırı bozdu, konuşmayı beceremiyor, diyalog kuramıyor bin türlü ağız yüz hareketi.. Yani karakter bu şekilde evet ama bu kadar itici olmalı mıydı?

Okula sonradan gelen kişi olmasının verdiği bir etki olabilir ama arkadaş herkes de bu baş karaktere yürümesin ya, biri de başkasına baksın ne bileyim. Çok klişe..

Ben nasıl bayıla bayıla izlemişim bu filmleri..

2. Yeni Ay

İkinci filminde hikayeye yeni bir karakter giriyor.

İlişkileri çok güzel giderken Edward, Bella’nın doğum gününü vampir kardeşleriyle beraber kutlamak ister. Fakat Bella, sakar kızımız, elini minik bir kağıt parçasında kesip ortaya kan çıkarınca vampirler evinde ortalık karışır.

Bunun sonucunda Edward, Bella’yı korumak için onu terk eder ve Bella’nın diğer insanları nasıl kullandığını görürüz.

Bella bu durumla baş etmek için kendini kapatmaya çalışsa da başarılı olamaz ve sonunda çocukluk arkadaşı sayılabilen Jacop (Taylor Lautner) ile zaman geçirmeye başlar.

Bu ortaya çıkan karakterimize çok haksızlık ediliyor gibi geldi bana. Bu Bella’nın güzellik abidesi olan çocukluk arkadaşı motorlarla çok ilgilidir, bu bahaneyle sıklıkla zaman geçirdikleri için Bella ve Jacop yakınlaşırlar. Fakat bu kızımızı normal insanlar bulmadığı için bu çocuğun da bir özelliği vardır. Meğer bu çocuk da kurt adammış!

Şimdi burda zaman geçirmesi tamam ama bu oğlumuza çok umut veren Bella’mız sonra ortada bırakınca hiç hoş olmuyor, nerden baksan bencillik. Tamam  Edward’a aşık onu anladık ama o zaman neden caanım çocuğa umut verip sonra bırakıp üzüyorsun. Ben başkasına aşığım de geç kenara. Hoş şeyler değil. Tabi bence zaten yanlış seçimdi, Jacob bırakılmazdı ama bunun bir önemi yok, şahsi fikrim.

Bu filmde yönetmen şükür ki değişerek bir kademe daha iyi açılar yakalanmış. Chris Weitz ilk filmden daha iyi bir çalışma sergilemiş fakat yine de harikaydı dedirtmiyor.

3. Tutulma

Bir sonraki filmimiz de Tutulma diye geçen 3. filmi. Ben onu komple hafızadan silmişim sonra izledikçe “Anaa bu burda mı oluyormuş??” diyerek devam ettim, o kadar yer etmemiş bende.. Genelde unutulan bir bölümüymüüş zaten.

Bu filmde Bella’nın Edward ile ilişkisi son hızla devam ederken Jacop ile arkadaşlığını da devam ettirmeye çabası görülüyor. Tabi bu sırada ilk filmlerde de ortaya çıkmış olan Victoria belası yenidoğan vampirlerden bir ordu kurarak eski manitasının intikamını Edward ve Bella’dan almaya çalışıyor.

Bu filmde daha çok kargaşa vardı, daha hareketli sahneler yaşandı. Mesela Jacop ve Bella’nın öpüşmesi bu filmde gerçekleşiyormuş, o savaş esnasında üçünün birlikte kaldığı çadır sahnesi de aynı filmdeymiş, yine unutursam döner bakarım.

Yönetmenliğinde bu sefer David Slade bulunuyor ve diğerlerinden daha başarılı bir iş çıkardığını kesinlikle söyleyebiliyoruz.

4. Şafak Vakti 1

Son kitap olan Şafak Vakti’ni iki part olarak bölmüşler, Bella’nın dönüşümünden öncesi ve sonrası olarak ayrılmış. 

Edward Tutulma filminin sonunda Bella’ya evlenme teklifi eder ve Bella da bu teklifi kabul eder. Bu filmin başında da evlilik telaşesini ve düğünü görürüz. Daha sonra balayına Esme adasına giden çiftimiz, ilk kez birlikte olurlar bunun üzerine arkadaşların başına minik bir bela açılır.

Bir bebek durumu ortalığı karıştırıyor. Yine Bella kızımızın aptallıklarıyla mükemmel bir şeyler çıkıyor ortaya. Olağanüstü klişe..

Filmin sonunda Bella doğum yapıyor bebek doğuyor ve Bella’nın dönüşüm süreci başlıyor. Bu şekilde filmi sonlandırıyoruz. Yeni filmin Bella’nın dönüşmesiyle başlayacağı belli ediliyor tabi ki.

Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 2 ile ilgili görsel sonucu"

5.Şakak Vakti 2

Karakterlerimiz son filme kadar bir şekilde düşe kalka gelmişler, son filmde onlar için daha büyük problemler baş gösteriyor.

Son iki film diğerlerinden sinema açısından çok çok daha iyiydi. Sonunda gerçekten bu tür bir filmi güzel yansıtabilecek bir yönetmen bulmuşlar, zaten o kadar belli oluyor ki, izlediğiniz anda evet bir değişiklik kesinlikle var diyorsunuz. Bill Condon fantastik filmlerde oldukça başarılı görünüyor.

Bella’nın dönüşme sürecini izlerken Renesme’nin de büyümesine tanıklık ediyoruz bu filmde. Bella’nın dönüşmesi de Renesme’nin doğması da Volturiler için istenmeyen bir durum olduğundan Cullen ailesi ile Volturileri karşı karşıya getiriyor. Bu durumla başa çıkma çabalarını görüyoruz.

Hikayenin ilk filmi ile son filmi arasındaki bağlantıları, minik ayrıntıları güzeldi ama bunun için kitap yazarını tebrik etmek gerekir sanırım! Mesela Jacop ve Renesme’nin mühürlenmesi ççok mantıklıydı, başından beri Bella’nın Jacop’tan kopamamasını çok güzel açıkladı.

En çok dikkatimi çeken Bella’nın sürekli dudağını ısırması, ağız yüz mimikleri ve Jacob’ın asla giyinmemesi oldu. Bana bir şey kattı mı, katmadı ama geçmişi yad ettirdiği için duygulanarak izledim. O zamanlar izlerken neler düşündüğüm, kimleri kimlerin yerine koyduğum falan geldi aklıma. Çocukluk işte, insan hüzünleniyor..

Film izlenmeyecek gibi değil tabi ki ama 20 yaşından önce izlenirse çok daha hoşnut kalınabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: